BEBEĞİN NORMALDEN BÜYÜK KİLOLU OLMASI

İRİ BEBEK (BEBEĞİN KİLOSUNUN FAZLA OLMASI) (MAKROZOMİ)
BEBEĞİN NORMALDEN BÜYÜK KİLOLU OLMASI
Normalde gününde (miadında) doğan bir bebeğin ortalama doğum ağırlığı 2500-4000 gram civarındadır. Doğumda bebeğin ağırlığı 4500 gram üstünde olursa iri bebek (makrozomi) durumundan bahsedilir (ACOG). Doğumdan sonraki ağırlık ölçümüyle veya doğumdan önce ultrasonla yapılan tahmini ağırlık ölçümüyle bu tanı konur.

Nedenleri:
İri bebeklerde en sık rastlanan durumlardan birisi annede şeker hastalığı olmasıdır. Bunun dışında annenin gebelikten önce yada gebelik sırasında aşırı kilolu olması, annenin doğum kilosunun fazla olması, annenin uzun boylu olması, annenin daha önce iri bebek doğurmuş olması, günaşımı olması, erkek bebek olması diğer risk faktörleridir. Annenin ileri yaşta olduğu gebeliklerde bebeğin kilosu daha fazla olmaktadır.

İri bebekler doğumla ilgili birtakım riskler taşırlar. Doğumun yavaş ilerlemesi, doğumun zor olması, doğum sırasında omuz takılması, kemik veya sinir travmaları, yırtıklar oluşması, atoni, sezaryen gibi riskler artmıştır.

düşük doğum ağırlığı, iri bebek
Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız

Sezaryen önerisi:
Ultrasonla ölçülen tahmini doğum ağırlığı 5000 gramdan fazla olan (annede şeker hastalığı varsa 4500 gramdan fazla olan) fetuslara normal doğumla ilgili riskleri önlemek için sezaryen önerilir. Bazı hastanelerde bu sınırlar daha aşağı kabul edilmektedir. Sezaryen kararı sadece bu kritere bağlı değildir, annenin pelvik (doğum kanalı) yapısı ve doğumun ilerlemesi ile ilgili diğer gözlemler de sezaryen kararını önemli ölçüde etkiler.

Hamilelikte protein içeren yiyeceklerin tüketimi

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE) KARBONHİDRAT, PROTEİN YAĞ TÜKETİMİ

GEBELİKTE KARBONHİDRAT, PROTEİN VE YAĞ İÇEREN BESİNLERİN ALIMI

Hamilelikte karbonhidrat içeren yiyeceklerin tüketimi:
Karbonhidratlar vücutta başlıca enerji kaynağı olarak kullanılırlar. Yeterli alınmaları proteinlerin enerji kaynağı olarak kullanılmalarını önler, yetersiz alınmaları vücutta protein yıkımına neden olabilir. Fazla karbonhidrat alınması durumunda ise vücutta aşırı yağ depolanması meydana gelir. Hamilelikte ideal karbonhidrat tüketim miktarı günlük alınan besinlerin %40’ını oluşturacak kadar olmalıdır. Çoğu besin karbonhidrat içerir ancak en çok ekmek, pirinç, un, tatlılar, çikolata, şeker, meyce, sebze, hamur işleri gibi besinlerde bulunur. Bu nedenle bu besinler ideal miktarda tüketilmelidir, aşırı tüketimden kaçınılmalıdır. Özellikle meyveler bazı hamile bayanlar tarafından bebeğe bol vitamin sağlayacağı düşüncesiyle aşırı miktarda tüketilmektedir, bu yanlıştır. Çünkü meyveler vitamin ve mineral içermekle beraber bol karbonhidrat yani şeker içerirler bu nedenle aşırı tüketilmeleri gereğinden fazla kilo alımı ve yağ depolanması ile sonuçlanır. İdeal olanı günde en fazla küçük bir tabak meyve tüketmektir. Hamilelikte günlük karbonhidrat alımı yaklaşık 175 gram kadar önerilmektedir, bu miktar hamile olmayanlarda 130 gram kadardır, görüldüğü üzere arada kat kat farklar yoktur, bu gözününde tutularak besinler tüketilmelidir.

Hamilelikte protein içeren yiyeceklerin tüketimi:
Hamile olmayan bir bayan için günlük yaklaşık 60 gram (0.8 gr/kg/gün) kadar olan protein önerisi, hamile bayanlar için yaklaşık 80 gram (1.1 gr/kg/gün) olmaktadır. Bu miktar adolesan gebeliklerde (18 yaşın altındaki gebelikler) ve ikiz, üçüz gebeliklerde biraz daha fazla olmalıdır.

Hamilelikte yağ içeren yiyeceklerin tüketimi:
Hamilelikte yağ içeren besin ihtiyacı hamile olmayanlara göre değişmez. Günlük alınan toplam kalorinin yaklaşık %30’u yağlardan gelecek şekilde beslenilmelidir bu da günlük ortalama 60 gram yağ anlamına gelir. Gebe olmayan insanlarda olduğu gibi margarin, ayçiçek yapı gibi satüre yağlardan uzak durulmalıdır. Zeytinyağı beslenme uzmanlarına göre sağlık açısından en çok öneriler yağdır.

Gebelikte anne vücudunda su tutulumu

GEBELİKTE VÜCUTTAKİ FİZYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLER
HAMİLELİKTE VÜCUTTA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER
Gebelik boyunca vücutta hemen her organda ve sistemde çeşitli değişiklikler meydana gelir.

Anne adayı hem bebeğin ve bebek eşi ile eklerinin ağırlığından dolayı hem de kendisinde yağların artması, kan hacminin artması ve memelerdeki, rahimdeki büyümeden dolayı kilo alır.

– Gebelikte anne vücudunda su tutulumu artar.
– Kan hacmi artar. Yaklaşık 1500 ml kan hacmi artışı olur, bunun 1200 ml’si plazma 300 ml kadarı eritrositlerden oluşur. Plazma daha çok arttığı için dilüsyonel anemi meydana gelir. Hemoglobin ve hematokrit değeri azalır.
– Gebelikte kanda trigliseridler ve total kolesterol, HDL, LDL, VLDL ve serbest yağ asitleri artar.
– Demir ihtiyacı artar ve besinlerle karşılanamaz hale gelir, ek demir hapları gerekir.
– Normalde bir kadında 3.5 litre olan kan volümü gebede yaklaşık 5 litre olacak kadar artar.
– Gebelikte kanda beyaz küre (lökosit) artışı olur. Lökosit artışı nötrofil kaynaklıdır, lenfositler değişmez.
– Trombosit düzeyi azalır.
– Sedimentasyon hızı ve C-reaktif protein gibi akut faz reaktanları yükselir. Sedimentasyonun artmasından esas sorumlu olan parametre fibrinojenin artmasıdır.
– Gebelikte bağışıklık sistemi (humoral ve selüler immünite) supresedir yani baskılanmış haldedir.
– Gebelikte kanda koagulasyon yani pıhtılaşmaya eğilim artar.
– Gebelikte kalp atım hızı 10 atım/dakika artar. Kalbin pompaladığı kan miktarı artar.
– Gebelikte göğüs kafesi genişler, diafram yükselir.
– İdrarla az miktarda glikoz (şeker) atılması yani glikozüri gebelikte normaldir.
– Uterusun (rahmin) yaptığı baskıya bağlı ve progesteron hormonunun etkisinden dolayı idrar yolarında (üreterlerde) genişleme meydana gelebilir.
– Günlük idrar çıkışı artar ve sık idrara çıkma meydana gelir.
– Diş eti hipertrofisi (epulis) ve kanaması meydana gelebilir.
– Gebelikte hemoroidler (basur) artabilir.
– Safra taşı oluşma riski artar.
– Omurganın bel bölümünde eğim artar (lordoz) .
– Pelvis (leğen kemiği) eklemlerinde gevşeme meydana gelir.
– Gebelikte akciğerlerde tidal volüm artar ve rezidüel volüm azalır.
– Glomerüler filtrasyon hızı artar.
– Plasma kreatinin azalır.
– Plasma üre azalır.
– Alkalen fosfataz (ALP) fizyolojik olarak artar.
– Pplazma total protein ve albumün azalır. Total globulin artar.
– Gebelikte anne serumunda biluribin düzeyi azalır, safra asitleri artar.
– Gebelikte anne serumunda karaciğer enzim düzeyleri (ALT, AST) azalır.
– Gebelikte göz içi basınç azalır. Ödemden dolayı korneal kalınlık artabilir.
– Gebelikte bikarbonat eşiği azalır, kan düzeyi düşer (respiratuar alkolozu kompanse etmek için)
– Gebelikte yağ dokusunda lipolitik aktivite artar
– Karaciğerde lipoprotein lipaz aktivitesi azalır.
– Uterus (rahim) büyüklüğü gebeliğin son ayında 5 litre kadar hacime sahiptir. Doğuma yakın dönemde uterusun ağırlığı 1000 gr civarına ulaşır.
– Gebelikte ilk trimesterlarda normalde kan basıncında (özellikle diastolik basınç) düşme izlenir, son aylarda tekrar gebelik öncesi düzeyine yükselir. Doğum sırasında ise hem sistolik hem diastolik kan basıncında yükselme izlenir.
– Gebelikte kalp hızı ve kardiyak output artar, doğum esnasında daha da fazla artış gösterir. Birinci ve üçüncü kalp sesleri sertleşir. Gebelikte sistolik üfürüm duyulması normal olabilir ancak diastolik üfürüm her zaman patolojik kabul edilmeliri.
– EKG’de hafif sol aks deviasyonu görülür.
– Gebelikte böbrek boyutları hafif artar. Glomerüler filtrasyon hızı artar. Anne serumunda üre, kreatinin, ürik asit düzeyi azalır. Kreatinin klirensi artar.
– Günlük idrar hacmi artar.
– Üreterlerde hafif genişmele olur (özellikle sağda)
– Gebelikte serum total kalsiyum düzeyi azalır ancak serbest kalsiyum düzeyi değişmez. İdrarla kalsiyum atılımı artar.
– Gebelikte anne plazmasında sodyum (Na) ve potasyum (K) düzeyleri düşer.
– Gebelikte solunum hızı değişmez. Diaframın yükselmesinden dolayı total akciğer kapasitesi ve rezidüel kapasiteler azalır. Dakikalık ventilatuar volüm artar. Akciğer kompliansı değişmez ancak total akciğer direnci azalır ve hava yolu iletimi artar.
– Gebelikte arterial pCO2 hafif azalır, kompanse respiratuar alkaloz meydana gelir. HCO3 (bikarbonat) azalır. Plazma pH’ı hafif artar, alkalileşir.
– Kanda pH arttığı için hemoglobin-oksijen dissosiasyon eğrisi sola kayar, annede hemoglobinin oksijene afinitesi artar.
– Gebelikte midede asit salgısı azalır ve mukus salgısı artar, bu nedenle peptik ülseri olan hastalarda gebelik döneminde iyileşme görülür.
– Mide içeriğinin geri ağıza doğru gelmesiyle göğüste yanma pyrosis (heartburn, gebelik reflüsü) meydana gelebilir.
– Gebelikte hipofiz bezinde hafif büyüme izlenir.
– Gebelikte total T3 ve T4 artar, serbest T3 ve serbest T4 değişmez (tiroid hormonları). TRH ve TSH değişmez. T3 resin uptake’i azalır.
– Gebelikte kortizon hormonu düzeyi artar.
– Fizyolojik hiperpartiroidizm meydana gelir. Kalsitonin ve 1.25 dihidroksi vitamin D3 düzeyleri de artar.
– Testosteron ve androstenedion artar. DHEA-Sülfat azalır.
– Anne serumunda östrojen ve progesteron düzeyleri artar. FSH ve LH bu artmadan dolayı baskılanır. En çok artış gösteren östrojen E3 (Estriol)’dür ancak yinede düzeyi E2 (Estradiol) seviyesini geçemez, en yüksek düzeyde bulunan E2’dir. En az düzeyde bulunan östrojen E4 (Estetrol)’dür.
– Gebelikte kanda kolloid onkotik basınç azalır.
– Gebelikte hemokonsantrasyon meydana gelir.

Ciltteki değişiklikler:
– Striae gravidarum: Karında oluşan çatlaklar
– Yüzde koyu renk lekelenmeler (kloazma, melasma , gebelik maskesi)
– Yüzde kırmızı lekeler (Vasküler spider)
– Linea nigra : Karın ortasında renk koyulaşması
– Palmar eritem (El içlerinde kızarıklık)
– Granuloma Gravidarum (Piyojenik granulom)
– Hemanjiyom: Sıklıkla boyunda ve boyunda meydana gelir, doğumdan sonra kaybolur.
– Varisler (Damarlarda belirginleşme) : Hamilelikte normal fizyolojik bir değişiklik değildir.

Memelerdeki değişiklikler:
– Ağrı hassasiyet
– Özellikle 2. aydan itibaren memelerde büyüme başlar
– Meme başı büyür ve koyu pigmente hal alır
– Areola genişler ve koyulaşır